İŞE İADE DAVASI NEDİR?
İşçi ile işveren arasındaki hukuki ilişkinin temeli olan iş sözleşmesi, doğası gereği süreklilik arz eden bir akittir. İşçinin ve ailesinin yegâne geçim kaynağının emeği olduğu düşünüldüğünde, iş sözleşmesinin işverence keyfi olarak sonlandırılmasını engellemek sosyal devlet ilkesinin bir gereğidir. Bu kapsamda 4857 sayılı İş Kanunu ile hukukumuza dâhil olan “İş Güvencesi” sistemi, feshe karşı koruma sağlamakta ve işverenin fesih hakkını sınırlandırmaktadır. İşverenin geçerli bir nedene dayanmaksızın veya usulüne uygun olmayan şekilde gerçekleştirdiği fesihlere karşı başvurulabilecek en temel hukuki yol işe iade davasıdır.
Aşağıda, işe iade davasının açılabilmesi için gereken ön şartlar, zorunlu arabuluculuk aşaması, yargılama süreci, kararın kesinleşmesinden sonra tarafların “samimiyet” yükümlülükleri ve davanın mali sonuçları güncel Yargıtay ve Hukuk Genel Kurulu (HGK) içtihatları ile akademik yazınlar ışığında kapsamlı bir şekilde incelenmiştir.
I. İŞE İADE DAVASI ÖN ŞARTLAR
Bir işçinin iş güvencesi hükümlerinden faydalanarak feshin geçersizliğini ve işe iadesini talep edebilmesi için İş Kanunu’nun 18. maddesinde belirtilen ön şartların kümülatif olarak var olması gerekmektedir:
- İşçi Sayısı: İşçinin çalıştığı işyerinde (veya işverenin aynı işkolundaki işyerleri toplamında) en az 30 işçi çalıştırılıyor olmalıdır.
- Kıdem Süresi: İşçinin aynı işverene ait işyeri veya işyerlerindeki çalışma süresinin (kıdeminin) en az 6 ay olması şarttır.
- Sözleşme Türü: İşçi ile işveren arasındaki iş sözleşmesi belirsiz süreli olmalıdır.
- İşveren Vekili Olmama: İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare edip işçi işe alma ve çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri iş güvencesi kapsamı dışındadır.
Bu şartları taşıyan bir işçinin iş sözleşmesi, işçinin yeterliliğinden, davranışlarından veya işletmenin, işyerinin, işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebep olmaksızın feshedilemez.
II. DAVA ÖNCESİ SÜREÇ: HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRELER VE ARABULUCULUK
İş güvencesi sistemi, çalışma hayatının dinamik yapısı gereği uyuşmazlıkların ivedilikle çözümlenmesini hedefler. Bu nedenle işe iade taleplerinde çok sıkı hak düşürücü süreler öngörülmüştür.
- Zorunlu Arabuluculuk: İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren 1 ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurmak zorundadır. Bu başvuru bir dava şartıdır.
- Dava Açma Süresi: Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması halinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren 2 hafta içinde İş Mahkemesinde dava açılmalıdır.
Uygulamadaki Tuzaklar: İşverenlerin, işçinin iş sözleşmesi feshedilmeden, ortada henüz fiili bir uyuşmazlık yokken veya SGK çıkışı dahi yapılmadan işçiyi “ihtiyari arabuluculuğa” yönlendirerek dava açma hakkını elinden almaya çalışması hukuka aykırıdır. Yargıtay, uyuşmazlık doğmadan yapılan bu tür ihtiyari arabuluculuk tutanaklarını işçinin iradesini fesada uğrattığı gerekçesiyle geçersiz saymakta ve bu belgelerin iptali ile birlikte işe iade talebinin görülebileceğini hüküm altına almaktadır.
III. YARGILAMA SÜRECİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ VE “BEKLETİCİ MESELE” KURALI
İş Mahkemesinde görülen işe iade davası, niteliği itibarıyla bir eda davası değil, tespit davasıdır. Mahkeme, yaptığı incelemede feshin geçersiz olduğunu tespit eder ve boşta geçen süre ücreti ile işe başlatmama tazminatının miktarını belirler. Karar bir eda hükmü içermediğinden, yargılama giderleri hariç olmak üzere doğrudan ilamlı icra takibine konu edilemez.
İş Sözleşmesinin Askıda Olması: İşe iade davası süresince iş sözleşmesi henüz tamamen sona ermiş sayılmaz, hukuken “askıda” kabul edilir. Bu durumun son derece önemli usuli sonuçları vardır:
- İşçi, işe iade davası devam ederken veya henüz kesinleşmeden kıdem ve ihbar tazminatı talebiyle bir alacak davası açarsa, bu dava erken açılmış dava olarak nitelendirilebilir.
- Fesih henüz kesinleşmediği için dava tarihi itibarıyla dava şartları oluşmamış kabul edilerek kıdem/ihbar talepli davalar usulden reddedilebilir.
- İşe iade davası ile kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının birlikte açılması halinde, mahkemece işe iade davasının sonucu bekletici mesele yapılarak beklenmesi gerekir.
IV. KARARIN KESİNLEŞMESİ VE İŞE BAŞVURUDA “SAMİMİYET” İLKESİ
İşe iade davasının kazanılıp kararın kesinleşmesi, işçinin doğrudan işine döneceği veya tüm tazminatlarını hemen alacağı anlamına gelmez. Hukukumuzdaki iş güvencesi sistemi “kendine özgü bir geçersizlik” modeli benimsemiştir. Sonucun şekillenmesi, tarafların karar sonrasındaki davranışlarına ve “samimiyet” (dürüstlük kuralı) kriterine bağlıdır.
A. İşçinin 10 Günlük Başvuru Zorunluluğu
İşçi, kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının kendisine tebliğinden itibaren 10 iş günü içinde işe başlamak için işverene başvurmak zorundadır. Başvuru süresinde noterden veya postadan kaynaklanan gecikmelerden işçinin sorumlu tutulamayacağı yönünde içtihatlar mevcuttur. Ancak yine de bu süreleri sıkı takip etmek ve süreci hızlandırmak önemlidir.
B. İşçinin Başvurusunda Samimiyet Denetimi
İşçinin işe iade yönündeki başvurusu mutlak suretle samimi olmalıdır. İşçinin gerçekte eski işine dönme niyeti yoksa ve bu başvuruyu sırf iş güvencesi tazminatı ile boşta geçen süre ücretini tahsil edebilmek amacıyla şeklen yapıyorsa, bu başvuru hukuken geçersiz sayılır. Samimi olmayan başvuru durumunda işçi hiç başvurmamış gibi değerlendirilir, işverenin ilk feshi geçerli hale gelir ve işçi boşta geçen süre ücreti ile işe başlatmama tazminatını kaybeder.
- Başka İşte Çalışma Durumu: Türkiye’deki yargılama sürelerinin uzunluğu göz önüne alındığında, işçinin hayatını idame ettirebilmek adına bu süreçte başka bir işte çalışıyor olması, tek başına “işe başlama niyetinde samimiyetsiz” olduğu anlamına gelmez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 25 ay süren bir dava sürecinde işçinin başka bir yerde çalışmasını hayatın olağan akışına uygun bulmuştur.
- Adres Sorumluluğu: İşçi, işe iade başvuru ihtarnamesinde bir iletişim adresi bildirmişse, işveren davetini bu adrese yapar. İşçinin bildirdiği adresin yanlış olması sebebiyle davet ulaşmazsa, kusur işverene yüklenemez; bu durumda işçi samimiyetsiz kabul edilerek işe başlatmama tazminatı haklarını kaybeder.
V. İŞVERENİN İŞE DAVET SÜRECİ VE İYİNİYET YÜKÜMLÜLÜĞÜ
İşçinin usulüne uygun ve samimi başvurusunu tebliğ alan işverenin, işçiyi işe başlatıp başlatmama konusunda 1 aylık yasal süresi ve seçimlilik hakkı bulunur. Ancak işverenin işe daveti de Medeni Kanun m.2 kapsamındaki iyiniyet kurallarına tabidir.
- Eşdeğer İş Teklifi: İşveren, işçiyi kural olarak fesihten önceki işinde veya ona tamamen eşdeğer (benzer) bir işte çalıştırmakla yükümlüdür.
- Organizasyonel Değişiklik: İşletmesel nedenlerle işçinin eski kadrosu (örneğin müdürlük) iptal edilmiş veya doldurulmuşsa, işveren ücret ve yan haklar aynı kalmak şartıyla işçiye kabul edilebilir farklı bir pozisyon sunabilir. Eğer işveren uygun ve eşdeğer bir iş teklif etmiş ancak işçi bu teklifi haksız yere reddetmişse işçinin başvurusu samimiyetsiz kabul edilir.
- İşverenin Samimiyetsiz (Hileli) Daveti: İşverenin gerçekte işçiyi çalıştırma amacı gütmediği, sırf iş güvencesi tazminatı ödememek için şeklen yaptığı davetler geçersizdir.
Örneğin;
- İşletmenin faal bir merkezi varken, işçiyi sırf işe gelmesini engellemek için farklı bir ildeki veya kapanmak üzere olan bir şantiyeye çağırmak.
- İşbaşı yapmak için gelen işçileri fabrika kapısında saatlerce soğukta bekletmek, ardından diğer personellerden izole edilmiş odalarda güvenlik görevlisi nezaretinde tutmak.
- İşe başlatma şartı olarak işçiden “kıdem/ihbar tazminatını iade ettiğine” veya “boşta geçen süre ücretinden feragat ettiğine” dair evrak imzalamasını istemek.
- Makul Süre Kuralı: İşe davet yazısını alan işçinin işbaşı yapması için tanınan süre makul olmalıdır. Yargıtay’a göre işçi daveti işyerinin bulunduğu şehirde almışsa en fazla 2 gün, farklı bir şehirde almışsa yol süresi eklenerek en fazla 4 gün içinde işe başlamalıdır.
VI. İŞE BAŞLATMAMA HALİNDE “YENİ FESİH” VE MALİ SONUÇLARI
İşveren tarafından işçinin süresi içinde işe başlatılmaması veya işe başlatılmayacağının açıkça bildirilmesi, hukuken işveren tarafından gerçekleştirilmiş “yeni bir fesih” niteliği taşır.
A.İkinci Fesih Tarihi ve Ücretin Güncellenmesi
İş ilişkisi, mahkemenin feshin geçersizliği kararı ile kesintisiz devam etmiş sayılır. İş sözleşmesi, işverenin işçiyi işe başlatmayacağını eylemli veya sözlü olarak bildirdiği tarihte ya da 1 aylık işe başlatma süresinin dolduğu son günde feshedilmiş olur.
- Bu durumda kıdem ve ihbar tazminatı ilk fesih tarihindeki ücretten değil, yeni fesih tarihindeki güncel ücret üzerinden hesaplanmak zorundadır.
- İki fesih arasındaki dönemde işyerinde yeni bir Toplu İş Sözleşmesi (TİS) yürürlüğe girmişse veya ücretlere zam yapılmışsa, tazminat hesaplamaları bu güncel ve zamlı ücret baz alınarak yapılmalıdır.
B. Yeniden Arabuluculuk Zorunluluğu
İşe başlatmama eylemi ile oluşan “yeni fesih” neticesinde, işçinin bu feshe bağlı olarak doğan kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarını dava edebilmesi için yeniden arabuluculuğa başvurması dava şartıdır. İşçi, ilk işe iade davası açmadan önceki arabuluculuk tutanağında bu alacak kalemlerini zikretmiş olsa dahi, o tarihte bu haklar hukuken henüz doğmadığı için eski tutanak geçerli kabul edilmez.
VII. TAZMİNATLARIN BELİRLENMESİ, HESABI VE VERGİ UYGULAMALARI
İşe başlatmama durumunda işçinin elde edeceği mali hakların sınırları ve hesaplama yöntemleri Yargıtay denetiminden geçerek kesin kurallara bağlanmıştır.
1. İşe Başlatmama (İş Güvencesi) Tazminatı
- Sınırları ve Belirlenmesi: İş Kanunu m. 21 uyarınca bu tazminat işçinin en az 4, en çok 8 aylık ücreti tutarında belirlenir. Mahkeme, bu tazminatı işçinin kıdemi ve fesih sebebi gibi objektif olguları dikkate alarak takdir eder. Örneğin, yaklaşık 15 yıl kıdemi olan bir işçi için 6 aylık tazminat yüksek bulunmuş, 5 aylık ücret tutarında belirlenmesi gerektiğine hükmedilmiştir.
- Sendikal Fesih İstisnası: 8 aylık üst sınırın aşılabileceği tek istisnai durum feshin “sendikal nedene” dayanmasıdır; bu halde tazminat en az 1 yıllık ücret tutarında belirlenir.
- Talep Aranmaz Kuralı: İşe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti, feshin geçersizliğinin ikincil ve yasal bir sonucudur. Davacının bu kalemleri miktar belirterek ayrıca talep etmesine gerek yoktur; mahkeme bunları tespit niteliğinde kendiliğinden (re’sen) hüküm altına alır. Bu nedenle, örneğin sendikal tazminat istenip normal sınırlardan tazminat verilmesi gibi durumlarda, reddedilen kısım için davalı lehine vekalet ücretine hükmedilemez.
- Vergi İstisnası: İşe başlatmama tazminatı net bir tazminat olup gelir vergisinden istisnadır; üzerinden yalnızca damga vergisi kesintisi yapılabilir.
- Zamanaşımı: Niteliği itibarıyla tazminat olan bu alacak, TBK genel hükümleri uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir.
2. Boşta Geçen Süre Ücreti (En Çok 4 Ay)
- Kapsamı: Kararın kesinleşmesine kadar işçinin çalıştırılmadığı sürenin en çok 4 aya kadar olan kısmı için doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları (ikramiye, gıda, yol, yakacak, servis vb. parayla ölçülebilen yan haklar) giydirilmiş olarak ödenir.
- Başka İşte Çalışma: Doktrinde tartışmalı olmakla birlikte Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre; işçinin 4 aylık boşta geçen süre zarfında başka bir işyerinde çalışmış ve gelir elde etmiş olması, işverenin ödeyeceği 4 aylık ücretten mahsup edilemez (düşülemez). Kanun koyucu boşta geçen süreyi 4 ayla sınırlandırarak zaten işçi aleyhine bir kısıtlama öngörmüştür; bunun üzerinden ikinci bir indirim yapılması hakkaniyete aykırıdır.
- Kıdeme ve Yıllık İzne Etkisi: Boşta geçen 4 aylık süre, işçinin hizmet süresine (kıdemine) mutlak suretle eklenir. Eğer bu 4 aylık ilave ile işçinin çalışma süresi yeni bir tam yılı dolduruyorsa, işçi fazladan bir yıllık izin ücretine daha hak kazanır.
- Takdiri İndirim Yasağı: Yıllık izin ücreti hesaplanırken, bu hak anayasal bir dinlenme hakkı olduğundan mahkemece “takdiri (hakkaniyet) indirimi” yapılması hukuka aykırıdır.
3. İhbar Tazminatı İstisnası (HGK Kararı)
Kural olarak işe başlatılmayan işçinin sözleşmesi o tarihte feshedilmiş sayıldığından işçiye ihbar tazminatı ödenmelidir. Ancak Hukuk Genel Kurulu kararları ile bu kuralın çok önemli bir istisnası netleşmiştir:
- İşveren, geçersiz sayılan ilk fesih işlemi sırasında işçiye ihbar öneli (bildirim süresi) kullandırmışsa, işe başlatmama tarihinde gerçekleşen yeni fesih için işçiye ikinci kez ihbar tazminatı ödenmez.
- Ayrıca, işveren ihbar öneli vermiş ancak işçi bu önel süresi bitmeden kendi iradesiyle işten ayrılıp başka bir firmada çalışmaya başlamışsa, işçinin ihbar tazminatı talep hakkı düşer.
- İlk fesihte peşin ödenen ihbar tazminatı ise, işçi işe başlatılırsa 4 aylık boşta geçen süre alacağından mahsup edilir. İşçi işe başlatılmazsa, daha önce ödenen ihbar tazminatı yeni fesih tarihindeki güncel rakamlardan mahsup edilerek bakiye fark ödenir.
4. İşsizlik Ödeneğinin İadesi
İş akdi feshedildikten sonra İŞKUR’dan işsizlik maaşı alan bir işçi, işe iade davasını kazanıp 4 aylık boşta geçen süre ücretine hak kazandığında, o döneme isabet eden işsizlik ödeneğini kuruma iade etmek zorundadır. İşçinin bu çakışmada bir kusuru bulunmadığından, İŞKUR’a yapılacak iadede icra inkar tazminatı işletilemez ve faiz ancak kurumun temerrüt tarihinden itibaren başlar.
5. Ayrımcılık Tazminatı ve Şirketler Topluluğu
- Hamilelik/Ayrımcılık: İş sözleşmesinin hamilelik sebebiyle feshedilmesi İş Kanunu m.18 uyarınca geçersiz fesih sebebidir ve ayrımcılık yasağının ihlalidir. Ancak mahkeme, feshin geçersizliğine hükmederken hem m.21’deki işe başlatmama tazminatına hem de m.5’teki ayrımcılık tazminatına aynı anda hükmedemez. Bu gibi ayrımcılık teşkil eden fesihlerde, işe başlatmama tazminatı alt sınırdan uzaklaşılarak (örneğin 4 ay yerine 6 veya 8 aylık ücret tutarında) belirlenerek bu mağduriyet giderilir.
- Müteselsil Sorumluluk: İşçinin, organik bağ bulunan grup (holding) şirketleri arasında aralıksız çalıştırılması ve ortak istihdam politikasına tabi olması halinde, işe iadenin mali sonuçlarından sadece son sigorta kaydının bulunduğu şirket değil, konsorsiyumu oluşturan diğer tüm bağlantılı şirketler müştereken ve müteselsilen sorumlu olur.
6. Faiz Türleri ve Temerrüt Tarihleri
- Boşta Geçen Süre Ücreti: En yüksek banka mevduat faizine tabidir. İşçi, işe iade başvurusunda bu ücreti açıkça talep etmişse işveren başvuru tarihinde temerrüde düşer ve faiz bu tarihten başlar.
- İşe Başlatmama Tazminatı: Niteliği gereği yasal faize tabidir. Kural olarak işverenin temerrüde düşürülmesi gerekir; temerrüt yoksa faiz dava (veya ıslah) tarihinden itibaren işlemeye başlar.
VIII. SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
İş güvencesi sisteminin asli amacı işçinin işini korumak, iş sözleşmesinin devamlılığını sağlamak ve işverenin keyfi fesihlerini engellemektir. Ancak ülkemizdeki yargılama sürelerinin uzunluğu (uygulamada 3 ile 5 yıl arası), sistemin özündeki “işe geri dönme” amacını fiilen ortadan kaldırmakta ve işçiyi sadece “ek bir tazminat elde etme” yoluna dönüştürmektedir.
Yıllar süren davalar neticesinde işçinin aynı motivasyonla eski işine dönmesi beklenemeyeceği gibi, işverenin de o kadroyu yıllarca boş tutması hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu nedenle doktrinde, Kanun’un güncellenerek işe iade davasının doğrudan bir tazminat seçeneği ile entegre edilmesi gerektiği haklı olarak savunulmaktadır.
Sonuç olarak; işe iade davası, mutlak hak düşürücü sürelere, usuli “askı” hallerine ve tarafların davranışlarındaki niyetin okunduğu “samimiyet” testlerine tabi olan, son derece teknik bir hukuki yoldur.
İşe iade ve sonrasında doğan kıdem, ihbar, boşta geçen süre ve işe başlatmama tazminatı süreçlerinde hak kaybı yaşanmaması adına alanında yetkin ve tecrübeli bir avukattan profesyonel hukuki destek alınması hayati önem taşımaktadır.
IX. SIKÇA SORULAN SORULAR (SSS)
Soru 1: İşe iade davası açabilmem için işyerinde en az kaç kişinin çalışması ve ne kadar süredir çalışıyor olmam gerekir?
CEVAP: İşe iade davası açabilmeniz için çalıştığınız işyerinde (veya işverenin aynı işkolundaki işyerleri toplamında) en az 30 işçinin çalışıyor olması ve sizin de o işyerinde en az 6 aylık kıdeminizin bulunması gerekmektedir. Ayrıca iş sözleşmeniz belirsiz süreli olmalı ve işveren vekili statüsünde olmamanız şarttır.
Soru 2: İşten çıkarıldıktan sonra işe iade davası açmak için ne kadar sürem var?
CEVAP: İş sözleşmenizin fesih bildiriminin size tebliğ edildiği tarihten itibaren 1 ay içinde işe iade talebiyle zorunlu arabulucuya başvurmanız gerekmektedir. Arabuluculukta anlaşma sağlanamaması halinde ise, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren 2 hafta içinde İş Mahkemesinde davanızı açmalısınız.
Soru 3: Mahkeme işe iade kararı verdiğinde doğrudan işime dönebilir miyim?
CEVAP: Hayır, karar tek başına doğrudan işe dönüşünüzü sağlamaz. Kesinleşen mahkeme kararının size tebliğinden itibaren 10 iş günü içinde işe başlamak için işvereninize başvuruda bulunmanız zorunludur. İşveren de bu başvurunuz üzerine 1 ay içinde sizi işe başlatıp başlatmama konusunda kararını verir.
Soru 4: İşe iade davası sürecinde hayatımı geçindirmek için başka bir işte çalışmam işe iade hakkımı kaybettirir mi?
CEVAP: Kaybettirmez. Yargılama sürelerinin uzunluğu göz önüne alındığında, bu süreçte hayatınızı idame ettirebilmek adına başka bir işte çalışıyor olmanız, tek başına işe başlama niyetinizde “samimiyetsiz” olduğunuz anlamına gelmez.
Soru 5: İşverenim beni işe davet etti ancak eski pozisyonum yerine farklı bir görev önerdi. Bunu kabul etmek zorunda mıyım?
CEVAP: İşveren kural olarak sizi fesihten önceki işinizde veya ona tamamen eşdeğer (benzer) bir işte çalıştırmakla yükümlüdür. Ancak işletmesel nedenlerle eski kadronuz (örneğin müdürlük) iptal edilmişse, ücret ve yan haklarınız aynı kalmak şartıyla kabul edilebilir farklı bir pozisyon sunabilir. Bu eşdeğer teklifi haksız yere reddederseniz başvurunuz samimiyetsiz kabul edilebilir.
Soru 6: İşverenim beni işe davet etti ancak şarta bağladı veya uzak bir şubeye çağırdı. Bu geçerli bir davet midir?
CEVAP: Hayır, işverenin işe daveti samimi ve dürüstlük kuralına uygun olmalıdır. İşletmenin faal bir merkezi varken sizi sırf gelmenizi engellemek için farklı bir ildeki şantiyeye çağırması veya işe başlatma şartı olarak “tazminatları iade ettiğinize” dair evrak imzalamanızı istemesi hileli ve samimiyetsiz bir davettir; dolayısıyla geçersizdir.
Soru 7: İşveren beni süresi içinde işe başlatmazsa kıdem ve ihbar tazminatım ilk işten çıkarıldığım tarihe göre mi hesaplanır?
CEVAP: Hayır. İşverenin sizi işe başlatmayacağını bildirdiği tarih veya 1 aylık başlatma süresinin dolduğu gün “yeni fesih tarihi” kabul edilir. Bu durumda kıdem ve ihbar tazminatınız ilk fesih tarihindeki ücretten değil, yeni fesih tarihindeki güncel ücret (varsa yeni zamlar ve Toplu İş Sözleşmesi dikkate alınarak) üzerinden hesaplanmak zorundadır.
Soru 8: İşe başlatılmadığımda alacağım işe başlatmama (iş güvencesi) tazminatından vergi kesintisi yapılır mı?
CEVAP: İşe başlatmama tazminatı net bir tazminat olup gelir vergisinden istisnadır. Bu tazminat üzerinden yalnızca damga vergisi kesintisi yapılabilir.
Soru 9: İşe başlatılmadığımda alacağım en çok 4 aylık “boşta geçen süre ücreti”nden, dava sürerken başka işte kazandığım paralar düşülür mü?
CEVAP: Düşülmez (mahsup edilemez). Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre, kanun koyucu boşta geçen süreyi 4 ayla sınırlandırarak zaten işçi aleyhine bir kısıtlama öngördüğünden, bunun üzerinden başka işte çalıştığınız için ikinci bir indirim yapılması hakkaniyete aykırıdır.
Soru 10: Mahkemenin hükmettiği 4 aylık boşta geçen süre, yıllık izin hakkımı ve kıdemimi etkiler mi?
CEVAP: Kesinlikle etkiler. Boşta geçen en çok 4 aylık süre, işçinin hizmet süresine (kıdemine) mutlak suretle eklenir. Eğer bu 4 aylık ilave ile çalışma süreniz yeni bir tam yılı dolduruyorsa, fazladan bir yıllık izin ücretine daha hak kazanırsınız.

