GENEL DEĞERLENDİRME
4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu uyarınca kurulan Organize Sanayi Bölgeleri (OSB), hukuki niteliği itibariyle sui generis (kendine özgü) bir yapı arz etmektedir. Kanunun 5. maddesinde açıkça “özel hukuk tüzel kişisi” olarak tanımlanmasına rağmen, kamulaştırma yapabilme, ruhsat verme ve denetleme gibi “kamu gücü” ayrıcalıklarıyla donatılmış olmaları, OSB’lerin taraf olduğu uyuşmazlıklarda yargı yolu ve görevli mahkeme sorununu beraberinde getirmektedir.
Bu bilgi notunda; OSB’lerin işlemlerinden doğan uyuşmazlıkların idari yargı mı yoksa adli yargı merciinde mi görüleceği, adli yargının görev alanına giren hallerde ise Asliye Hukuk Mahkemesi ile Asliye Ticaret Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlığının Yargıtay’ın en güncel kararları ışığında nasıl çözümlenmesi gerektiği ele alınacaktır.
I. YARGI YOLUNUN TESPİTİ: İDARİ YARGI – ADLİ YARGI AYRIMI
OSB’lere karşı açılacak davalarda ilk aşama, uyuşmazlığın kamu hukukundan mı yoksa özel hukuk ilişkisinden mi kaynaklandığının tespitidir. Burada temel ölçüt, OSB’nin işlem tesis ederken “kamu gücü” (imperium) kullanıp kullanmadığıdır.
A. İdari Yargının Görev Alanı (Kamu Gücü Kullanımı)
OSB’lerin, kanundan aldıkları yetkiye dayanarak, tek yanlı irade beyanıyla tesis ettikleri ve hukuk düzeninde re’sen değişiklik yaratan işlemleri idari işlem niteliğindedir.
Nitekim Uyuşmazlık Mahkemesi, OSB yönetim kurullarınca verilen işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptali veya faaliyetten men gibi işlemlere karşı açılan davalarda idari yargının görevli olduğunu vurgulamıştır.
- Örnek Karar: Uyuşmazlık Mahkemesi, 28.05.2020 T., E. 2020/277, K. 2020/324 sayılı kararında; OSTİM OSB tarafından tesis edilen işyeri açma ve çalışma ruhsatı ile ilgili işlemlerin, kamu gücüne dayalı idari işlem niteliğinde olduğunu ve yargısal denetiminin idari yargı yerinde yapılması gerektiğini hükme bağlamıştır.
Dolayısıyla; ruhsat iptali, parselasyon, imar planı değişiklikleri, kamulaştırma kararları ve katılımcı başvurusunun kamu gücüne dayalı olarak reddi gibi işlemlere karşı İdare Mahkemelerinde iptal davası açılmalıdır.
B. Adli Yargının Görev Alanı (Özel Hukuk İlişkileri)
OSB’nin özel hukuk tüzel kişisi sıfatıyla taraf olduğu, kamu gücüne dayanmayan sözleşmesel ilişkiler (arsa tahsis sözleşmesi, eser sözleşmesi, kira sözleşmesi vb.) ile haksız fiillerden kaynaklanan tazminat istemleri adli yargının görev alanındadır.
II. ADLİ YARGIDA GÖREVLİ MAHKEME: ASLİYE HUKUK MU, ASLİYE TİCARET Mİ?
Adli yargı kolunda görevli mahkemenin tespiti, uygulayıcılar arasında uzun süre tartışma konusu olmuştur. Tartışmanın odağında; OSB’lerin elektrik, su, doğalgaz satışı yapması, bilanço usulüne göre defter tutması ve büyük ölçekli gelir elde etmesi nedeniyle “tacir” sayılıp sayılmayacağı hususu yer almaktadır.
A. Doktrindeki ve Yargıtay Daireleri Arasındaki Önceki Görüş Ayrılıkları
Yakın tarihe kadar bazı Yargıtay daireleri ve Bölge Adliye Mahkemeleri, OSB’lerin faaliyetlerinin esnaf işletmesi sınırlarını aştığı ve iktisadi esaslara göre yönetildiği gerekçesiyle “tacir” sıfatını haiz olduklarını ve davaların Asliye Ticaret Mahkemesi’nde görülmesi gerektiğini savunmuştur.
- Örnek Karar (Tacir Olduğu Yönünde): Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 05.04.2016 T., E. 2015/5272, K. 2016/5222 sayılı kararında; OSB’nin elektrik dağıtım faaliyeti nedeniyle tacir sayılması gerektiğini ve uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesi’nde görülmesi gerektiğini belirtmiştir.
- Benzer şekilde Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, 07.05.2019 T., E. 2018/3076, K. 2019/2959 sayılı kararında da tarafların tacir olduğu ve uyuşmazlığın ticari dava niteliği taşıdığı vurgulanmıştır.
B. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin Birleştirici Kararı ve Mevcut Uygulama
Farklı Bölge Adliye Mahkemeleri arasındaki uyuşmazlıkların giderilmesi amacıyla konu Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin önüne gelmiş ve Daire, uygulamaya yön veren nihai kararını vermiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 15.06.2023 T., E. 2022/4599, K. 2023/3797 sayılı ilamı ile tartışmalara son noktayı koymuştur. Kararda şu hukuki gerekçelere yer verilmiştir:
- Tacir Sıfatının Yokluğu: OSB’ler 4562 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca özel hukuk tüzel kişisidir. Ancak, 6102 sayılı TTK’nın 16. maddesi kapsamında, kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere kurulan kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlardan değildirler. Ayrıca TTK m. 11 anlamında bir ticari işletme işletmedikleri kabul edilmiştir.
- Yasal Düzenleme Eksikliği: OSB’lerin ticaret şirketi olduğuna dair herhangi bir yasal düzenleme bulunmamaktadır.
- Genel Görev Kuralı: Bu sebeplerle, OSB’lerin taraf olduğu davalarda, diğer taraf tacir olsun veya olmasın, uyuşmazlık kanunen “mutlak ticari dava” niteliğinde değilse, görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.
Sonuç: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin bu içtihadı uyarınca, OSB’nin tacir olmadığı kabul edilmiştir. Bu nedenle, nispi ticari dava şartları (her iki tarafın da tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması) oluşmamaktadır.
III. İSTİSNA: MUTLAK TİCARİ DAVALAR
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin anılan kararında “uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı hallerde” ibaresine özellikle dikkat edilmelidir. OSB tacir sayılmasa dahi, TTK m. 4/1 uyarınca tarafların sıfatına bakılmaksızın ticari dava sayılan hallerde görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olmaya devam edecektir.
Bu istisnai haller şunlardır:
- Kambiyo Senetlerinden Doğan Davalar: Uyuşmazlık bir çek veya bonoya dayanıyorsa.
- Fikri Mülkiyet Hukuku: Marka, patent vb. haklara ilişkin davalar.
- Haksız Rekabet: Haksız rekabet hükümlerine dayanan davalar.
- Özel Kanun Atıfları: İcra İflas Kanunu veya Kooperatifler Kanunu gibi özel kanunlarda ticaret mahkemesinin görevli kılındığı haller.
IV. DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Meslektaşlarımızın OSB’lere karşı açacakları davalarda “görevsizlik” kararı ile karşılaşarak zaman kaybetmemeleri adına, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2023 tarihli ilke kararını esas almaları önem arz etmektedir.
Her ne kadar doktrinde ve bazı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında (Örn: Kooperatiflerin tacir sayılmasına ilişkin YİBGK, 12.11.2021 T., E. 2020/2, K. 2021/3 ) tüzel kişilerin iktisadi faaliyetlerinin yoğunluğu dikkate alınarak tacir sayılması gerektiği yönünde görüşler bulunsa da; OSB’ler özelinde güncel ve bağlayıcı içtihat Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu yönündedir.
Özetle:
- İdari işlem niteliğindeki (ruhsat, kamulaştırma vb.) uyuşmazlıklarda -> İdari Yargı
- Mutlak ticari dava niteliğindeki (bono, çek, fikri haklar vb.) uyuşmazlıklarda -> Asliye Ticaret Mahkemesi
- Bunlar dışındaki sözleşmesel ve tazminat kökenli tüm özel hukuk uyuşmazlıklarında -> Asliye Hukuk Mahkemesi
görevlidir.
